Psikanaliz Hakkında On Kitap
Freud’un çalışmaları psikoloji ve cinsellik hakkındaki fikirleri değiştirdiği ölçüde kurmaca ve felsefeyi de değiştirdi. Michel Foucault’dan Philip Roth’a, işte psikanalizi konu alan on kitap.
Önemli düşünürlerin önemli metinlerini ötekilerden ayıran şey, tekrar tekrar okunabilmeleri ve her seferinde yeni düşünceler uyandırabilmeleridir. Ve bu, Sigmund Freud’un Cinsellik Üzerine Üç Deneme isimli kitabı için de kesinlikle geçerli bir durum. Çalışmalarıyla insan psikolojine dair fikirleri temelden değiştiren Sigmund Freud’un, yakın bir zamanda yeni çevirisiyle raflardaki yerini alan bu eseri, Rüyaların Yorumu’yla birlikte yalnızca psikanalizin kurucu metinlerinden biri olmakla kalmamış, aynı zamanda cinsellikle ilgili fikirleri derinden etkilemiştir.
Fakat ilginç bir biçimde kitabın 1924 tarihli ilk versiyonundaki cinsellik teorisi birçok yönden sonraki hetero-normatif eklemelerle çelişir. Bu daha liberal – ve bir anlamda queer teori – sonraki baskılar ve sonraki yorumlar tarafından arka plana itilmiştir. Dolayısıyla eserin yeni çevirisi Freud’un aynı dönemde gerçekleştirdiği çalışmalara ışık tutmakta ve daha da önemlisi kitap üzerindeki bu görünmez baskının ortadan kalkmasıyla Freud, toplumsal cinsiyete ilişkin çağdaş tartışmalar açısından bir kez daha önemini ortaya koymaktadır.
Psikanalizle ya da Freudyen fikirlerle ilişkili olan ve aşağıda yer alan kitaplarsa hâlâ yolumuzu aydınlatmaya devam eden bir geleneğin parçaları olarak karşımıza çıkmaktadır.
1 Freud, Jonathan Lear
Freud’un kuram ve uygulamalarının merkezinde yer alan ve insanın hem kendisiyle hem de dünyayla kurduğu ilişki bakımından hâlâ önem arz eden fikir ve kavramlarla tanışmak için muhtemelen en iyi seçimlerden biri. Lear’ın kitabı bilinçdışıyla, rüyalarla, zihnin işlevi ve ruhun yapısıyla ve elbette cinselliğin artık bir içgüdü olarak değil de, dürtü olarak ele alındığı teorilerle ilgili pek çok bilgi içeriyor.
2 Hamlet, William Shakespeare
Danimarka prensinin kuşkuları, çelişkileri ve tereddütleri, yazıldığı günden beri – Freud da dahil olmak üzere – hemen hemen her okurun ilgisini çekmiştir. Oidipus mitinde açıkça gördüğümüz yıkıcı arzu ve fanteziler vicdanı tarafından bir korkak haline getirilen Hamlet’in hikâyesinde tamamen bastırılır. Ne var ki, Hamlet yalnızca amcası ve ona meydan okumaya hazır rakipleri için değil, aynı zamanda Ophelia için de tehlikeli bir figürdür. Oidipus kompleksinin gerçekten ne anlama geldiğini bize Hamlet gösterir.
3 Ses ve Öfke, William Faulkner
Bilinç akışı adı verilen anlatımıyla Faulkner’ın bu romanı, edebiyatta karakterlerin ruhsal duygu durumlarının ön plana çıktığı – muhtemelen Freud’a borçlu olduğumuz – bir dönemle bağlantılıdır. Görünüşe bakılırsa bilinçli düşünceler fantezilerden, fikirlerden, anılardan ve algılardan doğar. Faulkner’ın bu muhteşem hikâyesi üç kardeş arasındaki dinamikler üzerine kuruludur: Zihinsel engelli Benjy, kinik ve depresif Quentin, küçümseyici tavırlarıyla her şeyle alay eden Jason. Bu üç kardeşin zihinleri aracılığıyla aristokrat Compson ailesinin otuz yıllık kaçınılmaz çöküşüne tanık oluruz.
4 Cinselliğin Tarihi, Michel Foucault
Cinselliğin Tarihi, bu konu üzerine yazılan en önemli çağdaş metinlerden biridir. Genellikle psikanalize yönetilmiş bir eleştiri olarak okunur. Zira Foucault’nun cinsellik teorisi, içimizde barındırdığımız doğal bir dürtüden ziyade tarihsel süreç içerisinde deneyimlenen sosyal pratiklerin yol açtığı arzulara dayanır ve ona göre psikanaliz de tam olarak böyle bir pratiktir. Bununla birlikte kimi sosyal yapıları vurgulaması yönüyle Foucault’nun bedene bakışı, Freud’un Üç Deneme’nin ilk versiyonunda temalaştırdığı çocuksu cinselliği çağrıştırır. Orada cinsellik, fizyoloji terimlerinin tasvir ettiği işlevsel olmayan bedensel zevklerle özdeşleştirilebilir.
5 Entre séduction et inspiration, Jean Laplanche
Çocuğun yetişkin cinselliğiyle karşılaşması, kendi cinselliğini inşa etmesinde önemli bir işleve sahiptir. Gerçekten de cinsellik yalnızca kişinin “içinde” değildir, öteki tarafından gönderilen esrarengiz bir mesaj olarak dışarıda da algılanır. Yetişkinler – bu çocuğun hoşuna gitsin ya da gitmesin, bir şeylerin bilincinde olsun ya da olmasın – çocukların karşısına, onların kendi deneyimlerine kısmen entegre edebildikleri anlaşılmaz cinsel mesajlarla çıkarlar. Bu mesaj tutkulu bir öpücük de olabilir, hamile bir anne de ve söz konusu “antropolojik durum” cinsel (duyusal) bedeni asla üstesinden gelinemeyecek bir soru işaretine dönüştürür.
6 Freud: Biologist of the Mind, Frank J. Sulloway
Freud’un teorisi Drawin’in derslerini özümsemekle kalmamış aynı zamanda 20. Yüzyıl başlarına kadar entelektüel yoldaşı olan esrarengiz Wilhelm Fliess’tan da etkilenmiştir ve Sulloway, bu Freudyen teorinin biyolojik temellerini kayda değer bir biçimde yeniden inşa ediyor. Sulloway’de psikanaliz, Darwinci bir psikoloji kuramı olarak değil, Darwinci görüş için bir psikoloji olarak ortaya çıkar.
7 Portnoy’un Feryadı, Philip Roth
Yahudi bir bekârın, psikanalisti Dr. Spielvogel’le gerçekleştirdiği görüşmelerde sapkın cinsel arzularını detaylı bir biçimde anlattığı monologlar. Roman, içerdiği mastürbasyon sahneleri ve müstehcen dili yüzünden yayımlandığı 1969 yılında epey tartışmaya neden olmuştu. Tarih değişiyor ama insanlar pek değişmiyor; katı ahlak kurallarıyla bilinen Viktorya döneminde yaşayan Freud da benzer tartışmalarla cebelleşmek zorunda kalmıştı.
8 The Emergence of Sexuality, Arnold Davidson
Psikanalizin doğru bir biçimde anlaşılması ancak kendi zamanının psikiyatrisiyle mümkündür. Foucault’dan esinlenen Davidson, “ruh sağlığını” psikopatolojinin üstünde ve karşısında konumlandıran psikoseksüalitenin ve onu destekleyen “psikiyatrik akıl yürütmenin” ortaya çıkışını tartışır. Burada psikanaliz doğrudan etkilidir ama öte yandan söz konusu akıl yürütme tarzından radikal bir kopuş vaat eder. O andan itibaren patolojik olan – bilhassa da cinsel sapkınlıklar – normalliğin bir parçası haline gelir. Psikanalizse tam olarak psikiyatriyle kurulan bu muallak ilişkiden doğar.
9 Nietzsche Ağladığında, Irvin D Yalom
Yıl 1882, yani psikanalizin ortaya çıkmasından oldukça kısa bir süre önce. Lou Andreas-Salomé, Freud’un erken dönem çalışma arkadaşlarından Josef Breuer’e, Friedrich Nietzsche adında bir düşünürden bahseder ve bu zeki ancak umutsuz, umutsuz olduğu kadar da intihara meyilli genç adama yardım etmesi için yalvarır. Gerçekle kurgunun iç içe geçtiği romanda Breuer “konuşma terapisini” keşfederken Nietzsche de Zerdüşt’ü yazmak için gereksinim duyduğu “güç istencini” kazanır. Hiç yaşanmamış ama buna rağmen olabildiğince gerçek bir dostluğun dokunaklı hikâyesi.
10 Aşk ve Uygarlık, Herbert Marcuse
Marcuse’un 1955 yılında yılında yayımlanan kitabı, savaş sonrası dönemde Freudyen teori üzerine geliştirilen felsefi düşünceler bakımından bir dönüm noktasıdır. Kitap temelde, insanın cinsel tatmin arayışıyla nevrotik üretkenlik ve işlevsellikte performans talep eden baskıcı kapitalist toplum arasındaki çatışmanın Marksist bir okumasıdır. Marcuse’a göre ne zaman ki emek, geleceğin sosyalist toplumunda baskıcı güçlerden kurtulur ve özgürleşir, libidoyla ilgili her tür haz da ancak o zaman serbest kalır.